İbrahim MUMCU

 

Adele – Someone Like You

Her Gün Bir Şarkı blogum zamanımı fazlaca aldığı için ki daha sonradan yaptığım şeyin gerçekten yorucu olduğunu farkettiğim için bir süre ara vermek zorunda (belki de tamamen kapatma) kaldım. E tabii o sırada twitter, facebook ve friendfeed üzerinde şarkı paylaşımlarıma devam etsem de bunların en güzellerini yine bir yerde tutmalıyım, en azından muhabbet çıkmalı falan diye düşünürken HBBA‘nın blogundaki “haftanın şarkısı” yazılarına denk geldim. İyiymiş ya diyerek ben de bu yazıyla startı vermiş oluyorum. (Şimdi tamam burada start absürd olmuş olabilir ama başlangıcını veriyorum da garip kaçıyor be, idare edin artık.) Neyse konumuza dönelim. Continue reading →

Vize Dönemi Yaklaşıyor, Hangi Filmleri İzlemeli?

Ben ve benim gibi birkaç üniversite öğrencisi arkadaşım vize ve final dönemlerinde sanki notlarımız çok havalarda uçuyormuş ya da ders notlarını yalayıp yutmuşuz gibi 2-3 saat çalışmadan sonra hemen filme / diziye sararız. İlk dönemki final dönemimi çok iyi hatırlıyorum da aylarca beklettiğim filmleri o ara izlemiştim. Notlarım çok mu iyi geldi? Hayır. Ama yine de izleyecek miyim bu dönemde film? Evet!

Psikolojide bunun bir adı olmalı bence. Yani ne biliyim “bak eğer bu filmi izlersen uyuklarsın sonra ders çalışamaz, yüksek not alamazsın” gibi bir açıklamayla başlayan bir madde bir kelime grubuna bağlanmış olmalı, olsun yani. Neyse konumuz bu değil. Yine aylardır bilgisayarımda bulunan filmlerden hangilerini izlerim yine bilmiyorum ama bu sırada yeni film ya da diziler edineceğimi de biliyorum hani. Continue reading →

Kısa Kısa #2

  • İlk Kısa Kısa yazımdan bu yana 127 Hours, Black Swan, The Sorcerer’s Apprentice, Love And Other Drugs ve The Town filmlerini izlemişim. Tabii birkaç bölüm Supernatural ve Glee de. (Fazla izlememişim, hayret?)
  • Blogspot engeli yüzünden herkes dert yanıyor ülkede. Bir ara #blogumadokunma akımı vardı twitterda. Türkiye’de TT’ye de girdi fakat pek bir getirisi olmadı. Bu engel hususunda da en çok zarar görenler ise wordpress.com’dan blogspot’a geçenler oldu bence. Zira bir zamanlar wordpress.com engelliydi.
  • Okul da başladı 5. haftaya kadar geldik. Quizler geldi çattı. Ha bir de tek bir kitabım vardı bu dönem. Onu da kaybettim. Ne kadar da güzel değil mi? Buldum kitabımı sorun yok, tamam. Continue reading →

Eurovision 2011′e Doğru

Geçtiğimiz sene Lena’nın Satellite şarkısıyla 1.liği elde eden Almanya bu yılki eurovision şarkı yarışmasına Düsseldorf kentinde ev sahipliği yapacak. Sloganı ise “Feel your heart beat”!

Bu yıl yarışmaya 43 ülke katılacak. 38 ülke önce 1. veya 2. yarı finallerde sahne alacak. 5 ülke direkt finalde yarışacak. Bu seneki yarışmayı Anke Engelke, Judith Rakers ve Stefan Raab 3′lüsü sunacak.

Program

1. Yarı Final: 10 Mayıs Salı (Toplam 19 ülke – 10 tanesi finale)
2. Yarı Final: 12 Mayıs Perşembe (Toplam 19 ülke – 10 tanesi finale)
Final: 14 Mayıs Cumartesi (Toplam 25 ülke – 20 tanesi yarı finalden – 5 tanesi direkt finale) Continue reading →

Hiç Beklentisiz Sevdiniz Mi?

Hiç beklentisiz sevdiniz mi?
Yani “Bugün telefon etmedi” demeden, “Şu an nerede acaba?” diye kendi kendinizi yemeden, “Yaş günümü hatırlayacak mı acaba?” diye bir beklenti içine girmeden…

Sevdiniz mi hiç?
Onun size ait bir mal olmadığını kabul edip onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi? Yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi yapmadan gerçekten aldırmadan, ”Bitecekse biter bunu ben değiştiremem beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi” diye düşünüp Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç? Continue reading →

27 Şubat – Dünya FMK Günü!

Şey, nasıl desemki. Biliyosunuz di mi siz bu hareketi. Hani çaktırmadan birine iyilik yapıp onu uzaktan izlemece. Eğlenceli değil mi? Bence harika! Yine de yok yetmedi bu bilgi bana dahası lazım diyorsan seni ilk FMK hareketiyle ilgili bilgilerin yayınlandığı sayfaya uçurayım.

Yapılmış bir sürü FMK(Faili Meçhul Kıyak) hareketi var mesela. Al işte bunlar birkaçı:

  • Köprü gişesinde arkadaki arabanın parasını vermek ve hızla uzaklaşmak. Gişe görevlisinden kartı arkadaki arabanın şöförüne vermesini rica ediyoruz.
  • Haftalardır pis kalmış bir arabayı gece yıkamak ve sonrasında kartı sileceğe iliştirmek. Veya karlı bir günde araba üzerindeki karları temizlemek.
  • Okul kantininde boş bir masaya kartla beraber çay fişi bırakmak.
  • Gözlük kutusuna saklanmış sürpriz bir çikolata.
  • Final öncesi arkadaşa, sınav için gerekli notları fotokopi çektirip kapısına bırakmak.
  • 50 lira doldurmuşsunuz elinizde Akbil’le gidiyorsunuz kalabalık bir durağa, insanlar otobüse binerken Akbil cihazının önünde durup basıyorsunuz. Ayrım yapmadan bitene kadar basıp; sonra otobüse binmeden inip gidiyorsunuz. Bir otobüs dolusu insanın belki hayata bakışını değiştiriyorsunuz o gün. Continue reading →

Kısa Kısa #1

  • Final zamanı farklı bir moda geçtiğim doğrudur. Sanki diğer günlerde daha çok ders çalışıyormuşum gibi geliyor. Final zamanı bir rahatlık, bir rahatlık sorma gitsin. Vize notlarım da çok iyi değildi zaten nereden geliyor bu rahatlık derken aslında herkesin benim gibi olduğunu öğrendim. Ekşi’deki şu başlığa alayım sizi.
  • Fizy Mashable’da ödül aldı, çok da güzel oldu ama hala engelli. Ah Müyap ah. Bir de 2 arkadaşın  Rubixa adını verdikleri proje ile fizy benzerleri yayın yapıyor durumda. Sürekli Müyap tarafından uyarılıp kapattırılsa da yenileriyle Müyap’a karşı bir savaş halinde olduklarını/olacaklarını söylüyorlar, iyi de yapıyorlar. Bu arada alternatif siteler: 1, 2, 3. Konuyla ilgili açıklama ise şurada. Continue reading →

İnfografik: Dexter’ın Kurbanları

Dexter’ın kurbanları infografik ile güzel bir bir şekilde anlatılmış. Asıl kaynağı ise şurada. Continue reading →

Glee 1. Sezon İzlenimlerim

Öncelikle şunu söylemeliyim ki 1. sezon baştan sona bir harikaydı! Tabii 2. sezonu yarıda kesmeleri de oldukça kötü oldu. Şubat’a kadar tatilmiş :(

Spoiler vermeden diziden bahsedecek olursam lise çağlarındaki öğrencilerin Glee kulübünde New Directions adını verdikleri grup içersindeki faaliyetlerini, okuldaki durumlarını anlatıyor. Karakterlerin hepsinin sesi çok iyi. Çok farklı insan var. Herkese yer vermeye çalışmışlar. Kötü çocuk, bencil kız, zenci, gay.. Hatta tekerlekli sandalyede dans edip şarkı söyleyen biri de var: Artie! Continue reading →

Hadi Dans Edelim :)

Vizelerimin de geldiği şu günlerde kendime süper bir eğlence buldum: The Ugly Dance! Tabii ki önce kendi üzerimde denedim :) Oldukça komik bir görüntü çıktı ortaya. Oldukça da eğlendim ben. “İbrahim Mumcu is doing The Ugly Dance. Dont Miss It” başlığındaki bu flash animasyonu şuradan izleyebilir, kendiniz ya da bir arkadaşınıza uygulamanız için de sitedeki “Create Your Own Ugly Dancer” seçeneğini tıklayabilirsiniz. Resmi yükledikten sonra düzenleme aracı sayesinde sağa sola çevirebilir, yaklaştırıp uzaklaştırabilirsiniz :) Ben çok eğlendim doğrusu. İtinayla tavsiye edilir ^^